prevnext
Menu

Blog

Bölüm 89

  Ertesi gün kahvaltıdan sonra idarenin bizim için oluşturmuş olduğu ders saatleri çizelgesine göre kısımlara dağılıp görevli hocaların gelmesini beklemeye başladık. Bu sikik hocalardaki klasik yaz okulu tribidir.. “Bu sıcakta çok da bayılmadım burda ders anlatmaya! Çalışsaydınız it gibi aylaklık edeceğinize! Banane benim sorunum mu anlatmak, koca sene anlayamayan gerizekalılara ben bir haftada ne öğretcem!” […]

Bölüm 88

  Hayallerden hayal beğeniyorduk o gece kendimize.. “Oğlum yaa yine yapak mı şu olayı?” diyerek bana döndü Pan.. “Neyi abi?” diye sordum.. “Gözlerimizi kapatalım.. Sonra sen anlatmaya başla.” dedi.. Ne istediğini anlamıştım anlamasına ama hiç havamda değildim.. “Bu gece de sen dene be oğlum” dedim çekingen bir şekilde. “Yaa biliyorsun abi, ben nasıl uyandığımı bile […]

Bölüm 87

  Koğuşlara gittiğimizde kitaplarımızı etüt odasında çalışacağımız sıralara bıraktık. Bu etüt odalarımız da plajlar gibiydi bütünleme zamanları.. Yer kapmak için kitabını erken bırakman gerekiyordu.. “Sigara yanında mı?” diye sordum Pan’a. “Yok yaa, dolabıma koymuştum. Çakmak sende ama dimi?” diye sordu bana. “Yok, yastığın içine saklamıştım.. İyi o zaman alalım da şunları çıkalım turlamaya” dedim. “Nereye […]

Bölüm 86

  Ertesi gün herkes kahvaltıya eve gidecekleri kıyafetleriyle inmişti.. Bizim o gece boyu “Hobareeeeey! Ne güzel oğlum bütün okul bize kalcak!” diye birbirimize verdiğimiz tüm gazın söndüğü andı.. Milleti mutlu mesut gülüp eğlenirken görmek bildiğin moralimi bozdu.. Elimde kahvaltı tabağım masama geçtim ama tek lokma yesem kusacak gibiydim stresten.. Sandalyede arkama dönüp bakınmaya başladım, Pan’ın […]

Bölüm 85

  Pan’ların kata indiğimde yoklama sırası henüz onun kısmına gelmemişti.. Koridorun başında gizlenerek hocanın onların kısma girmesini bekledim.. Hoca onların kısma girer girmez de kapılarının önünde hocanın beni göremeyeceği yerde dikilip Pan’a el salladım.. Pan başıyla “Tamam gördüm seni” işareti yaptı bana, gözgöze gelir gelmez abidik kubidik dans etmeye başladım kapının orda.. Beni orda dans […]

Bölüm 84

  Siz hiç gelmeyeceğini bildiğiniz bir treni beklediniz mi? Peki ya nerede yaşadığını bilmediğiniz birine uçamayan bir güvercinle haber göndermeye çalıştınız mı? İşte o kabinde çömelmiş o treni bekliyordum, söylemek istediklerim de varmayan dilimin esiri olmuş tıpkı o uçamayan güvercin gibi gideceği yeri bile bilmez durumdaydı.. Kabinin sol duvarına gözlerimi dikmiş yaşananları hafızamdan o kalebodurlara […]

Bölüm 83

  Ertesi sabah yine diğer öğrencilere göre erken uyanmış, kampetimi düzenleyip spor kıyafetlerimi giyerek yoklamanın alınacağı anayol’a inmiştim.. Keş’le yüzyüze geldiğimizde vereceği tepkiyi çok merak ediyordum.. Bir yanım ısrarla “kuruntu” yaptığımı düşünmek istiyordu, diğer yanımsa çoktan yas tutmaya başlamıştı. Takım arkadaşlarım yerini almıştı, anlaşılan Keş yine uyanmakta zorlanmış ve biraz geç kalacaktı.. Yoklamalar alınmaya başlarken […]

Bölüm 82

  Uzandığım o kampet ilk kez böylesine sırtıma batıyordu. Kampetteki battaniyenin boyumu örtemeyecek kadar kısa olduğunu ilk kez o gece farketmiştim.. Ne yatağıma gömülebiliyor ne de battaniyemin altına saklanabiliyordum. Göz kapaklarım yetmiyordu görmemi engellemeye.. Gecenin 2’sine kadar o tuvalet kanadında yaşananları tekrar tekrar izlettim kendime, nerede hata yapmıştım bu sefer? Acaba yanlış bir şey mi […]

Bölüm 81

  Yine bir “ilk”i paylaşmış olmanın utangaçlığı vardı üzerimizde.. Benim onu rahatlattığım yoldan olmasa da, o da beni rahatlatmıştı. Erkek olduğumu hatırlamıştı.. O, hayatında “ilk” kez bir erkeği rahatlatmıştı; bense, hayatımda “ilk” kez bir erkek tarafından rahatlatılmıştım.. “Sigara?” diye sordum. Cebinden bir paket “camel” çıkardı. “Çakmak” diye sordu. Cebimden “kırmızı basmalı tokai”yi çıkardım. Benim için […]

Bölüm 80

  Yürürken konuşmaya ihtiyacımız yoktu, kolu kolumdaydı, adımlarımız birdi.. Birden ona dönerek ağzım yarı açık şekilde aklımdan geçeni soracak gibi oldum, eşofmanının hırkasının cebine iki kere elini vurup gülümsedi.. Evet sigarayı almıştı yanına.. Yolu yarılamışken yine huzursuzca ona doğru dönüp soracak gibi oldum, gözlerini devirerek elini cebine soktu ve kırmızı basmalı tokaiyi bana uzattı.. Gülmeye […]