prevnext
Menu

Blog

Bölüm 166

  Sabah bomboş bir koğuşa uyandım.. Okulun ilk ayı olduğundan henüz kimseler cezalı değildi ve benden başka “ders çalışmak için” içerde kalan yoktu.. Bu yalnızlık huzur vericiydi.. Gerinerek yatağımda doğrulup ayaklarımı aşağı sarkıtarak ranzamın altındaki terliklerimi parmak uçlarımla çekiştirip önüme getirdim.. Evet lan! Yalnızlık huzur vericiydi.. Terliklerimi giydikten sonra ayağa kalkmak yerine yatakta oturmaya devam […]

Bölüm 165

  Cuma akşamüstü ben yine favori kısmımdaki yerimi alarak gidenleri izlemeye başladım.. Rüzgarlıydı İzmir’im o gün; isyandaydı.. Göğün mavisi toz, denizin mavisiyse köpük yutmuştu.. Buna rağmen yine de Karşıyaka zor seçiliyordu, sıcağı sıcaktır Eylül aylarının buralarda.. Körfeze ne zamandır hiç böyle “anlamaya çalışarak” bakmadığımı farkettim.. Biriktirdiğim tüm o yaşanmışlıklar mı perde olmuştu gözlerime; yoksa ben […]

Bölüm 163

  Gülümsemek de aşk gibi; karşılık buldukça büyüyen bir şey.. “Karşılık bulmadan büyüyen aşklara ne diyeceksin?” diye sorarsanız; aşk değildir orada büyüyen.. Sadece ve sadece “beklentidir”… O gülümsedi, ben gülümsedim; sonra o daha bir kocaman gülümsedi ve ben gülümsemekten geçip gülmeye vardım.. Birden sigara geldi aklımıza.. Elindeki sigarayı işaret ederek çakmağı uzattım.. “Haaa” diye fısıldadı.. […]

Bölüm 162

  Söylesin biri… Söylesin daha ne ister hayatında bir insan? Çocukken bir kaç defa Tatilya’ya gitmiştim.. Hani şu İstanbul’daki bir zamanların kapalı lunaparkı; devasa bi şi.. Envai çeşitte makinelerle donatılmış, çocukların rüyalarını süsleyen ne varsa bu lunaparkta yerini bulmuştu.. Her “Yarın Tatilya’ya gidicez”den önceki gece uyku tutmazdı.. ve orada geçirdiğim o “Bir günlük sınırsız eğlence”lerden […]

Bölüm 161

  Paylaştığım medyayı yine her zamanki gibi “Bölüm bitmeden dinlemeyin ki gazı kaçmasın.” Hikayemizdeki tüm şarkılar o yıllarda televizyonlarda, radyolarda çalan şarkılardır.. Ve şu medyadaki şarkının kasetini almıştım.. Walkman’im vardı bir tane; çoğunuz bilmez belki o cihazları.. İki kalem pille çalışırdı; bakmayın öyle oğlum! Benim çocukluğumda cep(!) telefonları bile şarj edilemeyen tek kullanımlık pillerle çalışıyordu…. […]

Bölüm 160

  Gecelerim, gündüzlerimi; gündüzlerim, gecelerimi tanımaz benim.. Yoklama sonrasında bu sefer ben onun koğuşuna gidip “Hadi gel bi sigara içelim” diye dokundum omzuna.. Günahları gömmüş, ayıplara sövmüş, yasakları çiğneyip “aman yaa”lar tükürmüş bir Anıl olmuştum.. Bir Anıl ölmüş, bir Anıl doğmuştum.. “Tamam, hadi” diyerek gülümsedi.. Koğuştan çıkarken ikimiz de sigara içmeye gitmediğimizi biliyorduk.. Dolabımın önünde […]

Bölüm 159

  Çocukken bizim eve ilk çamaşır makinesi alındığında, başından kalkmadan saatlerce izlerdim; içinde dönüp duran, bir köpürüp, bir durulanan çamaşırları… Makine kirlileri ıslatırken “tek tek” seçebilirdim içerde ne var ne yok.. Biraz “zaman geçince” makine deterjan alırdı.. ve köpürürdü tüm kıyafetler.. Köpürdüklerinde neyin kol, hangisinin paça olduğunu karıştırırdım.. ve yine “zaman geçer”di.. ve ben yine […]

Bölüm 158

  Cuma akşamüstü yine üst kattaki kısımlardan birinin penceresinden evlerine giden diğer öğrencileri izliyordum.. Tek farkla; Keş de yanımdaydı.. Birbirimize “Aha şunu gördün mü, aha bak bizim şu arkadaş da cezalı değil evine gidiyor baksana…” diyerek tanıdığımız herkesi işaret edip gülüşüyorduk.. “Benim klasik cuma eğlencem bu.. Gidenleri tek tek izliyorum sıkılmadan her cuma böyle” dedim […]

Bölüm 157

  Hafta boyunca teneffüslerde Pan’ın gelmeyeceğini bilmek bildiğin ruhumu daralttı. Her teneffüs gözüm kapıda bekliyordum öylece.. Hele uzun teneffüslerde.. Pan bana “Sen gelme, ben işler yoluna girince seni bulurum..” dediği için de gidip alt sınıfların binasında dolaşarak onu zor durumda bırakmak istemiyordum.. Onun yerine ya Gürbüz, ya da Keş uğruyordu yanıma.. ve onlarla her sigara […]

Bölüm 156

  Kendi yatakhaneme girdiğimde yüzüm gülüyordu.. ET’yle Bebe; ET’nin yatağa oturmuş hala aynı dergiyi inceliyordu.. “Hayırdır yüzün gülüyor?” diye sordu Bebe gülümseyerek; “Gülmesin mi?” deyip yanlarına oturdum.. Az önce kabinde olanlar o kadar hoşuma gitmişti ki, bir daha yapasım vardı.. Yedikçe yiyesi geliyor insanın! ET’nin yatağında hep beraber fısır fısır komik bulduğumuz cümleleri sesli okuyup […]