prevnext
Menu

Bölüm 14

Like
Like Love Haha Wow Sad Angry
293

Hava serinlemeye başlamıştı, geceleri ayazdır İzmir’in.. Ara ara aniden bir titreme gelir ya hani “Azrail dürttü” dedirteninden, işte beni de Azrail dürtüp duruyordu “Yatakhanelere gidelim ya ben dondum” dedim Keş’e. “Evet lan ben de üşüdüm hem bu gece Pipo nöbetçi, sigaradan basmaz o, rahat rahat içeriz” dedi.. Artık sinirlenesim bile gelmiyordu bu yapışkanlığına, kendi beynimi yeterince sikmiştim O’nun yüzünden.. “Hıhı” dedim geçtim.. Beraber yine “eski günlerdeki gibi” yanyana yatakhanelerin yolunu tuttuk.. Yaşadığımız an’ın eski günler’le tek benzerliği Keş’in tuhaf bir şekilde hissedilen sevişme arzusuydu, tek farkı da benim yine tuhaf bir şekilde Keş’e karşı koyabilmemdi..

Yatakhanelerin merdivenlerini çıkıp bizim kata geldiğimizde ben kendi yatakhaneme girdim ve üstümü değiştirdim, O da aynısını yapmak üzere kendi yatakhanesine gitmişti.. Oh be cuma gecesi buydu işte abi; cumartesinin hayalini kurabilmek için yalnız kalmak ve huzur bulmak.. Aradan yarım saat kadar geçmişti ve Keş hala gelmemişti, acaba diye başlayan malum cümlelerden birini kurmak üzereyken yan yatakhaneden gelen gülme sesleriyle “Ne bok yiyo’lar lan bunlar” deyip yerimden kalktım.. Yaklaşık 10 tane çocuk bir ranzanın etrafında toplanmış, ortalarında Fellah dediğimiz arkadaşla şu küçük boy defter ebatlarındaki “kezban pornoları”ndan birini okuyorlardı.. Başlıklar malum “Baldız Baldan Tatlıdır, Patronumdan Çok Hoşlanıyordum, Ablamın Erkek Arkadaşına Aşıktım, Abimin Arkadaşıyla Evde Yalnızdık..”, bunları hatırlıyor olmamı, okulda bu tür mecmuaların sayısının oldukça az olmasına ve bıkmadan usanmadan bu hikayeleri sesli okuyup milleti azdırmaya bayılan tiplere borçluyum.. Fellah da öyle bir çocuktu işte, bayılırdı teşhire ve müstehcen olana.. Keş koğuşun kapısında beni görünce “Gel, gel bak Fellah ne bulmuş oğlum kopuyoz burda, otur şöyle” diyerek yer açtı bana.. Merak bu işte, insanın başına yarraktan gelmeyeni getirir..

Sınavda “0.7 ucu olan var mı?” diye seslenen öğrencinin uç arayan bakışları bende, “Ben de olması lazım.” diyen öğrencinin bir an önce ucu verip sınavına konsantre olma telaşı Fellah’ta, “Al bende var.” diyen öğrencinin hadi yine iyisin havası da Keş’teydi ben ranzada açtıkları yere otururken.. Güle eğlene “Abimin Arkadaşıyla Evde Yalnızdık” başlıklı hikayeye geldik, arabik Fellah öküzü “Şşşşt beyler bi’ sessiz olun başlıyom” anonsunu yapıp milleti susturduktan sonra devam etti okumaya “Kendi halinde, lise ikiye giden; arkadaşları tarafından da oldukça sevilen biriyim. Çevremde parlak oluşum diğer çocuklara göre oldukça fazla dikkat çekiyor……..Abim, annemlerin evde olmadığı günlerde genelde arkadaşlarını eve toplayıp içmeyi çok sever. Askerden döndükten sonra lise mezunu olduğundan dolayı istediği işi bulamadığı için çalışmıyordu, annemin ‘Beyimize iş de beğendiremiyoruz gören de büyük okullar bitirmiş de adam olmuş sanar’ sözlerini de pek taktığı söylenemez zaten……Bizimkiler memlekete amcamların kızının nişanına gideceklerdi ve haftasonu iki gün boyunca evde yalnız kalacaktık. Tabi abim için yalnız kalmak demek arkadaşlarıyla evde alem yapmak demekti…….Cuma akşamüstü annemler gittikten sonra yine arkadaşlarıyla geldi eve, Suat ve Bora Abi’yle. Üçü küçüklüklerinden beri çok yakın arkadaşlardı……..Bora Abi evliydi ve bankada veznedar olarak çalışıyordu. Suat Abi henüz nişanlıydı, babasının araba galerisini idare ediyordu. Eve poşetler dolusu içkiyle gelmişlerdi, hadi yine iyisin yarın annemler gelmeyecek sen de içebilirsin dedi abim bana.O zamana kadar hiç içmemiştim ama merak da ediyordum.Kitap okumayı bırakıp hemen salonda yanlarına gittim, bir şişe de bana açtılar. Yaz olduğu için hava sıcaktı, ikinci şişelere geçildiğinde herkes üstündekileri sağa sola fırlatmış atletlerle kalmıştı. Suat abinin kaslı kolları dikkatimi çekmişti, bir yumrukta duvarı yıkabilecekmiş gibi duruyordu. O sırada Suat Abi ona baktığımı görünce gülümsedi. Çok heyecanlanmıştım, daha önce hiç kimseye bakarken böyle olmamıştım……..İçkiler bitmek üzere diye abimle Bora abi içki almaya çıktılar.Ben evde Suat abiyle kalmıştım, arada muhabbet ediyor birbirimize gülüyorduk. Ben yan yan kollarına bakıp duruyordum, birden kollar bir şey değil sen karın kaslarıma bak diyerek atletini çıkardı.. Dokunmamak için zor duruyordum, sanki içimden geçeni duymuş gibi dokunsana dedi. Ben o kaslara dokunurken o da bacaklarıma dokunmaya başladı oğlum Anıl amma da parlakmışsın sen haa diyerek..” burda bir kahkaha koptu “Hay amk hikayedeki çocuk adaşımdı ve hikaye ibne hikayesiydi, ben de neden bunu sona koymuşlar diyordum”.. Ranzanın etrafındaki herkes benimle taşak geçiyordu “oharoaroharhorahohoraoo Anıl haaa” diye yarılarak. İbnesel alınganlığımı bastırıp “Siktirin gidin bi’ amınıza koyayım oğlum, mal mısınız?” diyerek gülmeye başladım. Yatılı okulların bir diğer piçliği de buydu “sen ne kadar alınırsan, onlar o kadar üstüne gelir”. O yüzden ben de dünyanın en komik şeyini duymuş gibi gülmeye devam ettim. Millet kendini toplayınca Fellah “Bi’ susun da okumaya devam edeyim” dedi, içimden Fellah’ın götüne kolumu sokmak geldi, derken Keş de “Hakkat devam edelim bi çok güldüm hem Anıl da burda” dedi. Sinir katsayım o an hesaplanmaya çalışılsaydı, gelmiş geçmiş tüm cihazlara “error” yazdırcak derecede tavandaydı, “İyi madem siz okumaya devam edin, hoşunuza giderse kapıyı kapar birbirinizde denersiniz” deyip gülerek kalktım yerimden, “Oğlum şaka yapıyoruz yaa gel bi şuraya..” demelerine aldırmadan, lafı gediğine oturtmuşluğun verdiği rahatlamayla ayrıldım yanlarından..

Kendi koğuşuma girdiğimde Keş’in bi’ anasını bi’ avradını sikip duruyordum içten içe, siktiğimin salağı ! Asıl suç bende, ne sik aramaya merak edip gittiysem yanlarına hey allam ya!! Yatağımda oturmuş lügatımın yettiği tüm küfürleri tespih çeker gibi çekiyordum içimden.. Ha bire kabinde başbaşa sigara içebilmek için üçüncü kişileri kovuşumuz yeterince dikkat çekmemiş gibi ibnelik konusunda benimle dalga geçtirerek milleti uyandıracaktı mal bi’ de.. Yok abi cidden “sik tepesinde selâ okuyorduk”.. Hadi millet uyandı muhabbetten kıllandı, ya idare bizi muayene için hastaneye gönderirse ! Tabi amcık ağızlının tuzu kuru, sikine bakıp “Aaaa bu sik göte girmiş” mi diyeceklerdi, oh valla.. Sinirden tırnaklarımla yiyişiyordum ikide bir sağa sola “puh, tuh” diye tükürerek. Yan koğuşa voltajı sağlam vermiş olmalıyım ki sesler kesildi, hikaye faslı kapanmış olmalıydı.. Zaten yoklama saati de yaklaşıyordu, nöbetçi öğretmene yakalanıp “müstehcen yayın bulundurmak”tan ceza almak kimsenin işine gelmezdi, hoş okul içinde herkes gerine gerine “Abazayım aaaağbi” diyerek pavuryalanmayı erkeklikten sayıyordu ya neyse.. Hatta bir ay öncesinde bi’ salı akşamı kantinden bilet alıp okulun sinema salonuna “Resident Evil” izlemeye gitmiştik sınıf arkadaşlarımla toplanıp, hem etüde girmemek için de haklı bir bahanemiz olsun diye. Filmin sonunda Milla Jovovich ablamız o sedyeden inerken düşmüştü, ben “oha lan yazık kadına” diye salon çıkışı arkadaşlarıma dert yanarken, millet “Garının amı göründü, garının amı göründü auuuuuuuvvvv garı… abarıııı am….. oufffff göründü..” diyerek elleri ceplerinde yürüyordu.. Şu cezalar yüzünden dışarı çıkamayan ergenlerin saniyelik film karelerini böylesine yangınlarla dillendirip film hakkında tek kelime etmemelerine cidden şaşırmıştım ve yazık demiştim. Bu okul bizi öylesine acizleştiriyordu ki en heteroseksüel olanımız bile kapalı kalmışlığın (getirisi diyemem ama) götürüsüyle en az bir kere boxerıyla oturan arkadaşının götüne bakıyordu “bununki parlakmış lan” diye düşünerek.. Ondan sonra gelsin el şakaları gitsin sözlü sataşmalar, gelsin yapsak mı’lar gitsin hadi yapalım’lar… Kim bilir daha kaç tane Anıl ve Keş vardı da bizim haberimiz yoktu.. Bu düşüncelerle içimden halimize bir yandan üzülüp diğer yandan da “Sistemin anasını nasıl kısırlaştırırım” diye düşünürken yoklama saati hatta yoklama sırası bizim koğuşa gelmişti.. Dizildik yine yeni ayıklanmış bezelyeler gibi ranzalarımızın önüne ve bize uyuz itlermişiz gibi bakan nöbetçi öğretmen bir an önce işini bitirip siktir’olup gitsin diye sessizce saymasını bekledik.. Egoizmin karı dayağı yeyip bunun acısını kendisine itaat etmek zorunda olanlardan çıkaran yüzüydü bu öğretmenler.. Evde çocuğuna “Kalk bi’ bardak su getir” diyemeyen embesil karşımızda kendini mareşal sanıyordu, sikimin mareşalı..

Kaydet(0)

No account yet? Register

Like
Like Love Haha Wow Sad Angry
293

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir