prevnext
Menu

Bölüm 21

Like
Like Love Haha Wow Sad Angry
521

Annesi içeri girince Pan bana dönüp gözlerini yine iri iri açarak “Oğlum siktirtme belanı lan zaten yeterince geliyolar üstüme bir de sen kışkırtma” dedi. Kucağımdaki haylaz kedi kumaş pantolonumu tiftik tiftik etmişti, sikimde de değildi ne de olsa okulda daha çoook pantolonum vardı, birini Panlarda kedi severken bok etmişim çok mu. “Tamam tamam kes, ne sik yicez la bugün, ne giycem ben hiç sivil kıyafetim yok burda amk” dedim.. “Sen o işi bana bırak” dedi piç piç gülerek, midemdeki trollerin haykırışıyla gülmeye başladık, “Daha çok var mı anne? Anıl ölmek üzere” diye seslendi annesine. “Az dayanın olmak üzere, salata da yapayım mı yanında suyuna banarsınız ??” diye seslendi annesi. Başımı Pan’a bakarak öyle bir sallıyordum ki gören beni arabasında torpido üzerine koymak isterdi, “Dur oğlum tamam sakin ol” deyip annesine “Salatayı bol yap anne bunu doyuramıcaz galiba biz” diye seslendi.. Pan’ın bu piçlikleri bana kendimi hatırlatıyordu, ben de eve ne zaman bir arkadaş çağırsam, onu böyle annemin önünde renkten renge sokup utandırmaya bayılırdım, o yüzden Pan’a kızamıyordum..

Kahvaltımızı ettikten sonra, sigarasızlıktan offf poofff’lamaya başlamıştık ama krizimizin tuttuğunu çaktıramıyorduk, o yaşlarda sigara sadece okullarda değil evlerde de yasaktı bize.. Pan’ın gözlerine gözlerine bakıyordum “hadi tütmeye gidek” der gibi.. Göz göze gelmemiz yetti beni anlamasına “Hadi gel üstünü değiştir, biraz çıkıp dolaşalım” diyerek odasına doğru yürümeye başladı, odaya girdiğimde anladım ki daha akşamdan koymuştu koltuk üzerine giyebileceğim bedende neyi var neyi yoksa.. Şovalyesin be Pan.. “Oğlum bak burda tshirtler var, iki tane kot bulabildim birini seçersin artık, bak burda da 3 çift ayakkabım var sana uyabilecek, şurdakiler de kemerlerim..” diye heyecanlı heyecanlı tanıtıyordu eserini. İçimden “Vay amk benim kendi evimde böyle güzel kıyafetlerim yok” diyerek katlı olan tshirtlerin amına koymaya başladım, bu güzel, bu güzel, bu güzel, bu güzel derken “Eeeeh sikicem lan yeter oğlum ne bu kız gibi kıyafet seçemiyorsun giy işte birini” diye dellenen Pan’ın sesiyle kendime geldim.. Koyu renkleri kendime hep çok yakıştırırım, pek çok yakıştırırım, çok çok yakıştırırım.. O yüzden Koyu mavi tshirtü seçtim, üzerinde açık mavili grili beyazlı belli belirsiz bir gemi resmi vardı.. Tshirtüm koyu diye taşlanmış ve nispeten daha açık olan kotu yakıştırdım kendime, altına da lacivertli grili bir bez ayakkabı.. O zamanlar sivil kıyafetlerden zerre kadar anlamazdım, hoş hala anlamıyorum ama, üniforma harici her şeyi kendime çok yakıştırırdım, tshirt mü tshirt kot mu kot abi işte.. O yüzden giyinme konusunda hep ama hep kararsız kalırdım, sivil insanların arasında yanlış kıyafetler seçerek göze batıp rezil olmak var işin ucunda..

İkimiz de jilet gibi olduktan sonra ayakkabılarımızı giyip dışarı çıktık, arkadan annesi hala sesleniyordu “Ee salatayı bitirmemişsiniz daha, çaylar da yarım; yok size bir daha yemek memek !!!”.. Sokağa çıktığımızda hala annesine gülüyorduk, eyvah eve almıcak bizi diye. “Şimdi nereye gitcez?” dedim, “Dur gel şu benim kuaföre uğrayalım, insana benzetsin bizi” dedi. Kuaföre girdiğimizde daha sabah saatleri olduğundan kimseler yoktu, derin bir oh çektim, nefret ediyorum böyle yerlerde milletin kılını tüyünü izleyerek sıra beklemekten.. Pan saçlarını kısalttıracaktı, hemen oturdu sandalyeye ve enseye şaplak göte parmak olduğu kuaför abimizle muhabbete başladı; muhabbet de muhabbet olsa bari ‘iddia konuşuluyor’.. İddia hakkında konuşabilecekleri anca ‘Nasıl yattık be, son maçtı o da tutsaydı 12milyar alıyordum…’ sonuçta ‘heyt bee yine kazandım vurdum paranın dibine’ diyen yoktu. Ben de yan sandalyeye oturup bir yandan fikrim olmayan konularda konuşmalarını dinliyor diğer yandan da aynaya bakıyordum. Uzun zamandır okulda cezalı olduğum için aynaya bu gözle bakmamıştım hiç,’bembeyaz bir yüz, iç güveyisinden hallice iki sivilce, ve bir kaş’.. Evet bir kaş, tek bir kaş, tek kaş !!! Ne ara kavuşmuştu bunlar birbirine bu kadar lan! Durumun vahimliği öyle bir suratıma yansımış ki kuaför abi gülerek seslendi bana “Endişelenme iki dakkada hallederim ben”, “Neyi abi ?”, “Neyi olcak, Allahın bize ikişer tane verip sana tek verdiğini” deyip krize girdiler Pan’la. Öylesine bozulmuştum ki kırmızının dibiydim. O güne kadar erkeklerin cımbız, sir bilmem ne kullanmadığını sanıyordum; ben ki erkeklerin göt verebileceğini, bakım yapabileceklerinden önce öğrenmiştim.. Bazı şeylere böylesine erken kalmak sinir bozucuydu,oğlan kovalarken nasıl farkına varamadım ki bu martı kaşların..

Kuaför bana danışmadan sir’i ısıtmaya başlamıştı bile, bir de “Benim hediyem olsun bu seferki, bunu senin için değil İzmir için yapıyorum” dedi amcık, gülmeye çalışıyordum onlarla birlikte ama dudaklarım seyiriyordu. Bir kaş için bu kadar bozulacağım aklıma gelmezdi (hala Bir kaş diyorum, iki onlar ikiiiiiiiiiiiiiiii). Sir’i prize taktıktan sonra Panların Urla tarafındaki yazlığından bahsetmeye başladık. Yazın İzmir bir başka güzel oluyor der hangi İzmirliye sorsan. Ben genelde yazları okulda kalıp geçemediğim derslerin sınavlarıyla boğuştuğum için İzmir’in yazları benim için “Göte yapışan don” demekti. Göte yapışan don’dan ötesini hiç düşünmemiştim meğersem deniz, güneş, bronzluk, midye dolma- limon ve bira, geceler boyu sahillerde toplanıp gülmek-eğlenmek, kendini unutup İzmir olmakmış yazlar burda.

Kaydet(0)

No account yet? Register

Like
Like Love Haha Wow Sad Angry
521

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir