prevnext
Menu

Bölüm 24

Like
Like Love Haha Wow Sad Angry
601

Hani küçükken deniz kenarında oturup dalgaların bize çarpmasını bekler ve bizi yıkabilecek büyüklükteki dalganın gelişini alkışlarla kutlardık ya, işte bu benim alkışlamaya fırsat bulamadığım yıkıcı dalgamdı, epey de bir su yutmuştum. Nefesim kesildi, ne cevap verebilirim diye düşünürken aslında cevabı çoktan bildiğimi yüzümden anlamış olmalı ki “Bu yediğimiz bok bir kaç kerelikti, ben kızlardan hoşlanıyorum oğlum git kendine başka bi’ sikici bul, seni burada benden başka siken olmaz ama neyse..” diyerek gitti. Sırtımı dayadığım kalorifer peteğinden kayarak yere oturdum gidişini izleyerek. Ağlamak istiyordum ama biri görür diye de çekiniyordum. Boğazımda bir demir yumrukla kalakalmıştım orda, kalakalmışlığı hayat felsefem olarak benimsemişçesine. Ne düşünebiliyordum, ne de yutkunabiliyordum, kısacası kendime yazık ediyordum, evet kendime yazık ediyordum… Bir an beynim tamamen durdu, derin bir boşlukta uçuyormuş gibi hissettim kendimi, yön duygusunu kaybetmiş körler gibiydim.. Derin bir nefes aldım ve özür diledim. Bana yaptıklarım için özür dilerim.

Ruhum benden çok uzak artık, tepkisiz kalmayı bana bu yolla öğretmeyi seçmişti hayat. Ruhumu kendimden uzaklaştırdım çünkü içimdeki insana tutunmak ağır geliyordu bana, acı veriyordu lan. İçimden tuhaf bir şekilde kahkaha atmak geliyordu, bu his aynı anda gözlerimi de yaşartıyordu. “Neredeyim, ne yapıyorum, nasılım, neyim, kimim, ne hissediyorum”lar önemini yitirmişti. Bu sikiş kalbimi, götümden çok acıtamayacaktı bundan böyle. Sınıfların birinde müzik kanalı açık unutulmuştu sanırım, yeni yeni farkına varıyordum o koridorun sessiz olmadığının.. “Ben anlamam toptan tüfekten.. Ben anlamam taştan yürekten.. Ben anlamam akıntıya kürekten.. Bunları boşver, ne haber aşktan? ” şarkılar bile benimle taşak geçiyordu.

Oturduğum taşın karnımı ağrıttığını hissetmek iki saatimi aldı ve son yoklama için yatakhaneler bloğunun yolunu tuttum.. Bastığım zemin taş değil de oyun hamuruymuş gibi hissediyordum, sanki her adımda yere gömülüyordu ayaklarım. Günüme dair güzel geçen ne varsa sikmişti yine Keş ama O’nu suçlayabilecek kadar barışamıyordum kendimle. Erkeklerden hoşlanmanın cezası buysa dünya sikime minare götüme, kendimden başkasına verilecek hesabım yok çekerim. Hayat bu, her yol var bir son var; o son ölümken yolumu neden olduğum kişiyi değiştirmeye çalışarak zorlaştırayım ? Tabii ki en zevkli yoldan ilerlemek olacak kaderim, ölüme giden yollarda didinmek yerine düzülmek düştü payıma; ilerde hayatıma dair yapacağım tek değişiklik düzülmeyi düzüşmeye dönüştürmek olur.. Yoklama öncesi üstümü değiştirip uzun zamandır boşladığım arkadaşlarımla sohbet etmeye başladım “Am olmazsa göte de girerim oorrrrşşşşşş” tarzı muhabbetler bile rahatlatıyordu beni.

Yoklama sonrası son sigaramı içmek üzere koğuştan çıktığımda Keş’i gördüm dolabının önünde, laf attı durduk yere “Başka birini bulabilecek misin ki benden başka ha Anıl? Oğlum kimse sikmez lan seni, ben de sikmicem artık bakalım ne yapacaksın.”.. Susmak için oldukça fazlaydı bu kadarı “Nasıl avunmak istiyorsan öyle avun ve unutma ki sen benim hayatımdaki ilk erkek değilsin ama ben senin hayatındaki ilk’im.. Asıl kendine sorman gereken ‘Ben başka göt bulabilir miyim’ olmalı.. Ben senden önce de buldum, senden sonra da bulurum, beni bu kadar düşünme sen işine bak.” dedim. Bana tekme tokat dalmamak için zor duruyordu, “Bu arada sana kim aşık olmuş da ben olayım la” diyerek sigara içmek için tuvaletlere girdim. En son kabine girip sigaramı yaktım ve ibneliğin tadını çıkarmaya başladım.. İbneliğin beni her şeyi içime atamayacak kadar bencilleştirdiği evre böyle başlamış oldu..

Sigaram bitmek üzereydi ki sikilmişliğimin ayaklı kanıtı “Pşşşt Anıl sen misin la sigara içen?” diye seslendi.. Cevap vermekle vermemek arasında kalmadan “Benim Keş n’oldu?” dedim. “Açsana oğlum beraber içelim lan” dedi, içimdeki ibne gelmişimi geçmişimi sikercesine açtı kapıyı sorgusuz.. “Gel tabi n’olcak abi” dedim elimdeki sigarayı O’na uzatarak. Kabine girip kapıyı kilitledi ve karşımdaki duvara yaslandı. Ayakları ayaklarımın arasındaydı ve ikimizin de başı öne eğikti.. “Yediğimiz bok her neyse merak etme sırrın bende kalacak.. ve de aşık olacak olsaydım seçeceğim kişi sen olmazdın.” dedim usulca. “Sırık mı olurdu? Oooo yooook yook Gürbüz dururken kimin haddine!” dedi gülümseyerek. “Ne yalan söyleyim, Gürbüz olsa çok daha iyi olurdu ama o bunu yapacak biri değil.” dedim. “Ben yapacak biri miydim ki?” dedi. “Yapmayacak biri olsan o gece madenini açar mıydın ki?” dedim. “Ooofff!! Ne konuşuyoruz oğlum siktiret işte olan oldu bir kere, hem sen de zevk almadın mı yani” dedi. Kırpılmış bir gülümsemeyle “Daha zevkli olamazdı” dedim.

Kaydet(0)

No account yet? Register

Like
Like Love Haha Wow Sad Angry
601

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir