prevnext
Menu

Bölüm 44

Like
Like Love Haha Wow Sad Angry
212

 

Ar damarım öyle bir çatlamıştı ki kendi kendime “Göt veriyorum abi yaa ötesi yok, çatır çatır veresim var” diye düşünürken yüzüm kızarmıyordu artık.. Aylar öncesinde yanımda birileri “Keş” dediğinde bile yüzüm renkten renge girerdi.. Geldiğim bu noktada anladığım tek şey “Bir kereden bir şey olmaz”ın yalan olduğu, verdikçe veresi geliyordu insanın.. İşin diğer bir yüzü daha vardı, arzulamak.. Arzulamak haftalar sürerken, sikilmek 10 dakika.. Bu yüzden dolayı kendi arzularımı kendim tatmin ediyordum.. Evet amk kendi kendimi sikiyordum.. Ardından da kendimle sigara paylaşıp, kendimi teselli ediyordum.. “Acıdı mı benim oğluşumun poposu, yine roll-on mu soktu benim Anıl’ım oraya, hanimiş de hanimiş” tarzı bir öz-teselli değildi bu tabi.. Daha çok “Ohhh be, dünya varmış abi! Dert, yok…. Tasa, yok… Utanç desen, o da yok.. Daha ne isterim ki ben?”..

İnsanlar genelde bu “Daha ne isterimki ben?” klişesini kendilerine laf olsun diye söylüyorlar, yani normali bu, işin raconu böyledir.. Ben kendimi avutayım diye başladığım sözü her ne zaman “Daha ne isterim ki ben?” diye tamamlasam, bu tamamlama yeni bir dünyaya açılan kapı oluyor bana.. Sonra ben o kapıyı açıyorum ve kendimi deniz kenarı bir evde konforlu koltuğumda rakı içerken düşlemeye başlıyorum.. Böyle evimde (o deniz kenarı ev, benim evim oluveriyor o an) perde merde de yok.. Önümüz deniz zaten, içeriyi görebilecek komşu derdimiz yok.. (önümüz ve derdimiz derken burda “biz”leşiyorum yani hayatımda kalıcı birinin varlığına dikkat çekmek lazım).. Sürahide su bitiyor.. Gün batımı o kadar güzel ki denize karşı, manzaraya kıyıp da kalkamıyorum yerimden.. Onun yerine “Yaa bana dolaptan su getirebilcen mi?” diye sesleniyorum.. “Rakıyı paylaşırsak olur” diyor arkadan.. “Sen mi söylersin yoksa plaktan mı dinleriz?” diyorum gülerek.. “Plak çalar biz oynarız” diyerek müziği açıyor ve dolaptan getirdiği suyla yanıma oturuyor.. Ben hemen elimi madenine atıyorum ve orda çılgınlar gibi yiyişmeye başlıyoruz.. Ardından üzerimizdekileri çıkarıp tortop kanepenin arkasına savuruyoruz ve gün geceye kavuşmadan biz birbirimize kavuşuyoruz..

İşte öylesine romantik bir ibneydim ben, romantizm anlayışım “alkol ve seks”ti.. Hem adamla yiyişmiceksem o hayalin içinde o adamın ne işi var ya! İki erkek arasındaki bir ilişkinin sikişten öteye geçebileceği hiç aklıma gelmemişti.. Yaa gelmişti aklıma ama bunu düşünmek bile tiksindiriyordu.. Ne yani eleman bana “aşkım, bebeğim, yavrum, kuşum, bitanem” diyecekti bende “ahihi, ihihi, efendim aşkım, söyle canım, tamam hayatım” diyecektim haa! O iş yaş abi, mümkünse yatak harici çok mıçmıç olunmasın, göt vermeyi zar zor kabullenmişim zaten bir de “aşk kuşu” olmak mı, aman Allah korusun…

İşin aslı Keş’le sikişmeden önce güzel hayallerim vardı.. Cıvık cıvık sözlerle birbirimize seslenip mıçmıç aşk kuşları olmayı düşlemekten bahsetmiyorum.. Benim hayalim böyle okul boyunca kanka kanka takılıp, gizli bir utancı paylaşmak.. O kankalığın su sızdırmaması, yani dışardan bakılınca “Oha lan bunlar ikiz gibiler” denilsin ama dört duvar arasında bir olalım.. O beni korusun ben zordayken, ben onu koruyum o zordayken falan.. Okulları bitirince beraber eve çıkalım.. Elalem “Aaaa ne güzel iki bekar arkadaş para biriktirmek için aynı eve çıkmış” diye düşünürken biz o evde yaşlanma planları yapalım.. Her gece içelim sevişelim güzelleşelim.. Seksten sonra bana böyle yarım saat sarılsın yeter, sonrasında ben bunalır “Yeter amk bırak da bi duş alayım” derim zaten.. Moralim bozukken bana “Senin moralin mi bozuk?” demesin, “Neyin var?” desin.. Ben “Yok bir şey!” dediğimde de sussun otursun yanımda biz beraber televizyon izleyelim, yani üstelemesin “anlat yeaa anlatsana şşşt sana diyorum benden bir şey mi gizliyon” diye; çünkü ben de üstelemem hiç, meraksızın önde gideniyim.. İşte böyle dıştan bakınca KULÜBE, içine girince SARAY olan bir hayat dilemiştim onunla.. Sonrasında da kulübeyi tükürükleyerek, sarayı kuru kuru soktu götüme..

Ar damarı nasıl çatlar ki, yani ne oluyor da bir anda insan bu kadar değişiyor?

İnsan bir anda değişmiyordu aslında.. En azından ben bir anda değişmemiştim.. Beni değiştiren Keş de değildi, aksine Keş’i değiştiren bendim.. Keş kendi hayatında bir istisna yapıp ilk kez bir erkekle birlikte olmuştu.. Bunu nerden mi biliyorum? Hangi tecrübeli ibne şampuanla göt sikmeye kalkar? Keş o gece “Şampuan getireyim o zaman” dediğinde arkasından “Şampuan yakar” diyen bendim.. Peki hangi tecrübesiz ibne şampuanın yaktığını bilebilirdi ki? Evet Keş’i en başta yoldan çıkaran bendim, O’nu kendi yolundan çıkarıp kendi yolumda yürütmek istemiştim.. Tamam, kendi yolundan çıkarma kısmını başarıyla hallettim ama kendi yolumda yürütemedim.. O, ne kendi yoluna dönebildi ne de benim yoluma gelebildi.. İş böyle olunca, salt başlarda verdiğim emeğe saygısızlık olmasın diye ben de kendi yolumdan vazgeçtim.. Ama O’nun yolunu da bulamadım, kayboldum.. O an anladım ki Keş de kaybolmuştu.. Biz kaybolmuştuk.. Ne kendi yollarımıza geri dönebiliyorduk, ne de birbirimizi bulabiliyorduk.. Kim bilir belki de bu yüzden o kaybolmuşlukta birbirimizin çektiği acıyı göremiyor, birbirimize yakın olamıyorduk.. Biz birbirimizi ve kendi yollarımızı kaybettik kaybedeli kendimize kaldık.. ve bir tek kendimizi dinledik, bir de geçmişimizi.. Benim geçmişim sikişten ibaretti, Keş’inki ise “benim hala çözemediğim bir şeylerden”.. Ben kendimi dinledikçe kendime hak vermeye başladım.. Nefret ederken de hak verdim kendime, severken de.. Kendimi onaylaya onaylaya durum öyle bir hale geldi ki artık onaylayabileceğim bir şey kalmadı, her boku onaylamıştım.. İşte o nokta, ar damarımım çatladığı noktaydı.. Ayıp, yasak, günah, kötü vs yok olmuştu.. Makbul, uygun, sevap, iyi falan da silinmişti.. Bir “Ben” kalmıştım geriye, onu da kaybetmeyecektim.. O yüzden elimde kalan son şeye emrettim “Kendime iyi bak!” diye.. Kendime iyi bak Anıl..

 

Kaydet(0)

No account yet? Register

Like
Like Love Haha Wow Sad Angry
212

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir