prevnext
Menu

Bölüm 80

Like
Like Love Haha Wow Sad Angry
1421

 

Yürürken konuşmaya ihtiyacımız yoktu, kolu kolumdaydı, adımlarımız birdi.. Birden ona dönerek ağzım yarı açık şekilde aklımdan geçeni soracak gibi oldum, eşofmanının hırkasının cebine iki kere elini vurup gülümsedi.. Evet sigarayı almıştı yanına.. Yolu yarılamışken yine huzursuzca ona doğru dönüp soracak gibi oldum, gözlerini devirerek elini cebine soktu ve kırmızı basmalı tokaiyi bana uzattı.. Gülmeye başladım.. Tuvaletlere girdiğimizde kabinlerin olduğu kanatlardan birinin arıza sebebiyle komple kapatıldığını gördük, o kanadın girişine iki kalası çapraz şekilde dayayıp içerinin ışıkları kapatılmıştı.. Yoklama henüz alınmış olduğundan dolayı tuvalet epey bir kalabalıktı.. “Şşşşşt! Beyler!” diyerek herkesi susturdu Keş ve ekledi “Biz Anıl’la şu arızalı tarafta keşlenicez. Buraya öğrenciler dahil kimseyi salmıyorsunuz, göte gelir de basılırsak sigaradan sizden bilirim..” diye.. Bir kaç öğrenci “İyi de abi sizi mi beklicez burda?” diye çıkıştı.. Keş öyle ters baktı ki elemanlara kolundan tutup “şşşt” dedim usulca.. “Bi duruver yarraaam, sabaha kadar da bekle demioz amk!” diye bağırdı Keş.. O sırada traş olanlardan biri “Tamam abi siz girin içeri, benim işim uzun ne de olsa.. Ben bakarak olurum” deyince “Eyvallah abi” dedik Keş’le aynı anda.. An itibariyle kendimi şerefsizim ki uğruna pavyon kapatılmış fakir kızlar gibi hissediyordum..

Arızalı taraftaki en son kabine girdik.. Kabinin kapısı yoktu, ama o kanat tamamıyla karanlık diye siklemedik.. Kabinin sağ arka köşesine yaslandı, ben de sol arka köşesine.. Birbirimize bir dirsek aralığı kadar yakındık ve birbirimizden bir dirsek aralığı kadar uzaktık da.. Yakındık, çünkü deli gibi istiyorduk birbirimizi.. Uzaktık, çünkü aylardır ilk kez birbirimizi böylesine isterken başbaşa kalabilmiştik. Başım hafif öne eğik şekilde ona doğru dönüp bakmaya başladım.. Bakışlarını yerden kaldırıp gözlerime baktı.. “Sence basılır mıyız burdayken?” diye sordum.. “Neden?” diye sordu.. “Neden olcak, sigaradan..” diyerek gülümsedim.. “Bence basılmayız” diyerek bana sarıldı.. “Şşşt! yavaş oğlum napıon?” dedim gülerek, “Geçenlerde çadırdayken içimde kalmıştı” dedi.. Boynundan öptüm, gözlerine baktım.. Elleri yüzümdeydi.. Bir eli yüzümün sol tarafında, yanağımın üzerinde “yastık” gibi sabitken; diğer eli alnımda, gözlerimde, dudaklarımda, boynumda dolaşıyordu.. Yastığım olan eline gözlerim kapalı emanet ettim kendimi.. Sol elim belinde, sağ elim madenindeydi.. Sol elimle eşofmanını iç çamaşırıyla beraber aşağı çekip indirdim.. Belindeki elim kalçalarına indi, sağ elimse hala madenindeydi.. Bana yastık olan eliyle ensemden tutup beni kendine çekti.. Diğer eliyle de arkadan şortumu çekerek dizlerime indirdi.. “Yine iç çamaşırı giymemişsin” derken sağ omzumdaki dudakları gülümsüyordu.. Madenini ön taraftan bacaklarımın arasına aldım, iki elimle de belinden tutup bacaklarım arasında git gel yaptırmaya başladım.. O kadar ıslanmıştı ki madeni, bacaklarımın arası sırılsıklam oldu.. Zevk suyunun verdiği kayganlıkla rahatça gidip gelebiliyordu.. Bu sırada benim madenim de ikimizin arasında, onun karnıyla kasıkları arasında sürtünüyordu.. Karın kaslarının başlangıcından o göbek deliğine kadar olan kısmı hafif tüylüydü.. Madenim o tüylere sürttükçe bacaklarım titriyordu.. İki elimi de Keş’in kalçalarına koyup, onu kendime daha sert çekmeye başladım.. Sağ omzumu hafif dişlemeye başladı.. Bir yandan da MiğferDibi’min kapısını tıklatıyordu.. Ses çıkarmamak için fısıldayarak inliyorduk.. Onun nefesi benim boynumda, benim nefesim onun boynunda.. Boynunu usulca öperek dilimle kulağına doğru çıktım.. Bacakları titriyordu.. Kulağına usulca nefesimi vererek başımı eğdim.. Bir adım geri çekildi.. Yavaşça eğilerek madenini dudağıma sürttüm.. O an deli gibi utanıyordum.. Ellerim Keş’in bacaklarına tutunmuş, tedirgin bir şekilde başımı kaldırdım.. Yüzüme bakıyordu, gözleri kapalı değildi.. Ellerini omuzlarımdan çekip yanaklarıma koydu.. Dudaklarımda gezen parmakları.. Sanki o an ben bir enstrüman o da sanatçıydı ve biz sikişmiyor, sadece müzik yapıyorduk.. Parmaklarını öptüm.. Gülümsedi.. Gülümseyerek bir parmağını ısırdım, çekmedi o ısırdığım parmağı dişlerimin arasından.. Yüzüne baktım ve madenini en dipten başlayarak dilimle yukarı doğru gele gele keşfettim.. Kesik kesik reflekslerle uyarılıyordu madeni.. Dudaklarımı hafif aralayarak Keş’lenmeye başladım.. Madeni ağzımdayken parmaklarıyla hala dudaklarımda dolaşıyordu.. Birden yüzümü elleriyle sabitleyerek kendini geri çekti.. Yüzüne baktım.. Ardından madenini yavaşça dudağıma değdirip geri çekti.. İlk kez istiyordum bu kadar, onda da yalvartmaya çalışıyordu.. Ani bir hareketle öne doğru yüklendim ama kımıldayamadım.. Madenini dudaklarımdan yanağıma, ordan da boynuma doğru kaydırmıştı.. Dudaklarım kasıklarındaydı.. Usulca karnına doğru çıktım, elleriyle beni aşağı bastırarak beklememi istedi.. ve madeninin dibinden dilimi sürterek yukarı doğru çıktım.. Dudaklarım vücudunu tanıyordu.. Tshirtünü çıkarmadan ensesinin arkasına atmıştı.. Ayağa kalktığımda yine boynumdan öperek tshirtümü başımdan çıkarıp ensemin arkasında topladı.. Yüzüne bakarak arkamı döndüm, Miğfer dibimi ve madenini bolca organikledi.. Ardından bir servis organik daha koydu eline, “Bence yeter o kadar” dedim.. Yüzüme bakıp gülümsedi ve son organiği de benim madenime yaydı.. Madenime ilk kez bu şekilde dokunuyordu.. Utandırmamak için önüme baktım.. “Yavaş ol” diye fısıldadım.. “Tamam, sen kendini bana bırak” dedi.. O sabit dururken, ben kendimi yavaşça ona yaklaştırıyordum.. Sol eli belimde, sağ eli madenimdeydi.. Sol elim duvarda, sağ elimse madenimdeki elindeydi.. Kasıklarıyla kalçalarım buluştuğunda, madenimdeki elini serbest bıraktım; o eliyle yeniden madenimin üzerinde gidip gelmeye başladı.. Haz’dan gözlerim kararıyordu, dizlerimin titreyişinden bahsetmiyorum bile. “Böyle giderse gelicem, elini çek istersen” diye fısıldadım.. “Tamam ben de yakınım zaten” diyerek elini çekti.. “Eline boşalmamdan iğrendi sanırım” diye düşünürken aynı elini yeniden organikleyip madenime götürdü. Eliyle madenimde gidip gelirken, kasıklarıyla kalçam daha sesli buluşmaya başladı. Birden kasılarak boşalmaya başladım, hala eli madenimde gidip geliyordu ve bu zevk “ayaktayken” dayanabileceğim türden bir zevk değildi.. Aniden eliyle madenimin başından en dibine inerek beni kendine çekip kendini tamamıyla bana yasladı.. Madeninin uyarılma reflekslerinden ve içimdeki ani sıcaklıktan anlamıştım boşaldığını.. Madeni tamamen içimdeyken belimden sarılıp sırtıma uzandı.. Sırtımdaki Keş’i bir yük olarak değil de kendi ağırlığım olarak görüyordum.. Keş ve ben yoktuk artık o kabinde.. Birileri değil biriydik o an.. Bir olmuştuk..

 

Kaydet(0)

No account yet? Register

Like
Like Love Haha Wow Sad Angry
1421

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir